TBD 3

Tekirdağ Süleymanpaşa İ.O’nda 99’da başladığım eğitim hayatımın en sevdiğim duraklarından biri resim dersiydi. Pastel boyalarla kağıda aktardıklarım, ağaç yaşken eğilir deyiminin o şekil alma aşamasının somut birer kanıtıydı. Kötü deterjan kokusuyla tebeşir tozunun karıştığı puslu sınıfta, üç kişi oturduğumuz sıranın tam ortasındaydım. Sağımdaki arkadaşım solak, solumdaki ise sağlaktı. Resim yapmak için fiziksel olarak oldukça güç bir ortamda olsam da hayat, sanatın ancak güçlüklerle bezelenmiş bir çevrede anlam kazanacağını bana o günlerde öğretiyordu.

Cumhuriyet idealleriyle yetişmiş, modern ve idealist öğretmenin yeşil tahtaya yazdığı konu modernlikti. Fotoğrafta gördüğünüz resim; sınıfın en kısa boylu ve utangaç çocuğunun, Türkiye’nin gelecek 25 senesinin ana gündemi olacak ikilemi bir sosyolog titizliğiyle kağıda dökmesi olarak yorumlanabilir.

Resmin sol tarafı; modern marketleri ve asfalt yollarıyla 90’ların batılılaşma projesinie göz kırpıyor. Ofislerine yetişme telaşındaki figürlerin koşturmacası, modernitenin bireye yüklediği o bitmek bilmeyen zaman yarışı anksiyetesini sembolize ediyor. Hemen sağ tarafta ise zamanın donduğu, fesli ve çarşaflı figürlerin el arabasıyla temsil edilen daha yavaş bir hayatın içinde devindiği, ideolojik bir karşı mahalle panoraması var.

Resmin tam ortasındaki o hardal sarısı köprü ise, insanlığın kadim ve ortak imzası. Modern veya geleneksel fark etmeksizin herkesin üzerine imzasını atmak istediği bu yapı, iki dünyayı birbirine bağlayan temel unsur. Realitede Şirinevler-Ataköy arasında tecrübe ettiğimiz bu unsur; seküler gelişim arzusu ile muhafazakar kimlik korunumu arasında sıkışmış Türkiye toplumu için sosyolojik bir araf niteliği taşıyor.

Moderniteyi sola, gelenekselliği sağa konumlandıran 6 yaşındaki Cem’in bu keskin kompozisyonu, aslında ilkokuldaki bir resim dersinin sıradan zorunlu ders olmaktan çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. Bu resim; çocuğun bilinçaltına işlenmiş çok katmanlı bir sosyo-politik coğrafya okuması gibi.

Zihindeki bu denli güçlü imgeleri o yaşta kağıda aktarabilmek ise ancak şu üç saç ayağıyla açıklanabilir: Nitelikli bir aile eğitimi, vizyoner öğretmenler ve özgürlükçü bir çevre.

Yorumlar

Yorum bırakın